Mimarlık ve mühendislik açısından, yapım sistemlerini zorlayan, yeni yapı ürünlerinin gelişimine öncülük eden, yapı teknolojisinin gelişiminin gözlenebildiği ve ancak disiplinler arası ortak çalışmalarla yapılabilecek büyük açıklıklı sanayi yapılarının yapısal oluşumunda kararın doğru verilmesi, sanayinin ülke ekonomilerinin en büyük dinamiği olduğu kabul edildiğinde,  2000’li yıllarda gelişmekle beraber mali sıkıntılar çeken Türkiye ekonomisi için oldukça önem taşımaktadır.

Sanayi kavram olarak bir üretim  eylemini içerir ve hammaddeleri yapılı bir hale sokmak için uygulanan eylemlerin ve bu eylemleri uygulamak için kullanılan araçların tümüdür. Başka bir tanıma göre sanayi doğayı dönüştürücü bir eylem olarak, bir üretim tekniği olgusudur ve doğa–insanlar–ürünler arasında belirli bir ilişkiler biçimini içeren (oluşturan ve geliştiren) tarihsel ve toplumsal bir olaydır.

İnsan, varolduğu zamandan itibaren varlığını sürdürebilmek için doğayı dönüştürmek zorunda kalmıştır. İnsanın doğada saklı bulunanları ve doğa güçlerini ihtiyaç maddeleri meydana getirmek amacıyla yararlanabilir hale dönüştürme eylemine üretim, bu eylem sonucu elde edilen ihtiyaç maddelerine de ürün  denmektedir. Üretim, toplumların ilk insansal eylemidir. Tarih öncesi uygarlıkları inceleyen antropologlar, çağın kültüründen sanayi adı altında söz edebilmektedirler. Veya üretim aletlerinin derinleştirilmiş bir bilgisi üzerine dayanan etnoloji, toplumların verilmiş bir andaki durumlarını, aletlere ilişkin olarak belirleyebilmektedir. Bu durumda aletin oynadığı rol, kemiğin paleontolojide oynadığı rolün eşidir. Ve bu kapsamı içinde sanayi, insanla yaşıttır. İnsan varoluşundan itibaren yaşamını sürdürebilmek için daima üretmektedir. Ürünlerin başında barınma ihtiyacını gidermek için yapılan yapılar gelmektedir. İlkel çağlardaki bu üretim eylemi tarih boyunca büyük gelişmeler sağlamış ve insan yaşamındaki değişmelere paralel olarak bugünkü durumuna gelmiştir.

Uygarlık kavramının gelişimi ve tarih içindeki yerini alması üretimde kullanılan teknolojilerin düzeyi ile yakından ilgilidir. Tarih boyunca insan ihtiyaçlarının değişmesi, üretim teknikliklerinin gelişerek yeni boyutlar kazanmasına neden olmuştur. Üretim eyleminde gelişmiş yeni tekniklerin kullanılması ise sanayileşme olgusunu oluşturmuştur. Üretimin hız kazanması, üründe kalitenin artması, makine gücü kullanım oranının yükselmesi, sanayileşmenin getirdiği en büyük gelişmelerdir. Bu gelişmeler sanayileşme olgusunu tanımlayabilmektedir. Daha geniş bir anlamda sanayileşmenin tanımı şöyle yapılmıştır: Sanayileşme; herhangi bir üretim kesiminde girişimci / kullanıcıların yerini, piyasaya hazır mal veya hizmet arz etmek amacını güden profesyonel girişimcilerini alarak; sürekli, büyük ölçekte üretime geçilmesi ve bu doğrultuda üretkenliği artırmaya yönelik belli teknik ve ekonomik çözümlerin yaygın bir biçimde uygulanmaya başlanmasıdır.

Bir eylemler bütünü olan sanayinin, diğer eylem grupları gibi ihtiyaç duyduğu, üretim işleminin gerçekleşmesi ve üretimle ilgili gerekli bütün etkinliklerin istenilen koşullar altında yürümesi için, üretim alanını sınırlayan ve üretim karakterine uygun alanlar sağlayan mekanlardan oluşan yapı veya yapılar grubuna ihtiyacı vardır. Bu yapılar, belirli bir üretim sistemi ile bir ürünün üretilmesiyle ilgili eylemler bütününün gerçekleştirildiği üretim mekanlarıdır. Daha geniş anlamda da sanayi yapısı; belirli bir ürünün gerçekleştirilmesi için belirli bir ulaşım sistemi içinde ana para, çalışan, makine, donatım, tesisat, araç, gereç, vb. unsurların bağlı oldukları sistemin bir parçası olarak organize edilmesi, kolay, ekonomik ve başarılı bir biçimde işletilmesi amacı ile oluşturulan bir iş yeri yapısıdır.

Sanayi yapılarının biçimlenmesi büyük ölçüde fonksiyonları izlemektedir. Bu yapılarda problemlerin az bir kısmı bağımsız kalabilmekte ise de, tasarım  ve yapım ile ilgili problemleri diğerlerinden kopuk olarak düşünmek mümkün değildir. Bu nedenle bir sanayi yapısındaki fonksiyonların ilişkiler sistemi içinde ele alınması gerekmektedir. Sanayi yapılarında tasarımın  en önemli amacı, ekonomik ve büyüyebilme imkanına sahip olarak işleme şartlarının sağlanması olmaktadır.

Sanayide üretim çok çeşitli operasyonları kapsamaktadır. Sanayi yapısı, üretim sistemine ait bu çok sayıda farklı operasyonları, belirli konfor koşullarını sağlayarak, dış çevresel etkenlerden koruyan bir yapı türüdür ve ürün veya hizmet üretilmesi için; yatırımcı, sermaye, çalışan, arsa ve üretim etmenlerinin bir araya getirildiği oluşumlardır.

Açıklıkları, 15 – 20 metreden fazla olan sanayi yapıları, büyük açıklıklı sanayi yapıları olarak adlandırılırlar. Disiplinler arası ortak bir çalışmayla tasarlanması gereken bu yapılar, gerçekte mimari sınırların zorlandığı, yapı teknolojisindeki yeniliklerin ortaya konulduğu, öncü yapılar olarak ta nitelendirilebilirler. Özellikle geniş açıklıklara ihtiyaç duymaları sebebi ile teknolojik açıdan pek çok yeni inşaat faaliyetlerinin oluşumunu sağlamaktadırlar.

Mimarlık ve mühendislik açısından, yapım sistemlerini zorlayan, yeni yapı ürünlerinin gelişimine öncülük eden, yapı teknolojisinin gelişiminin gözlenebildiği ve ancak disiplinler arası ortak çalışmalarla yapılabilecek büyük açıklıklı sanayi yapılarının yapısal oluşumunda kararın doğru verilmesi, sanayinin ülke ekonomilerinin en büyük dinamiği olduğu kabul edildiğinde,  2000’li yıllarda gelişmekle beraber mali sıkıntılar çeken Türkiye ekonomisi için oldukça önem taşımaktadır.

 

Araştırmalarımızın sonucu olarak; büyük açıklıklı sanayi yapılarının;

  • yapım maliyetlerinin yüksek olması,

  • yüksek olan maliyetlerini, üretime geçerek kısa sürelerde amortise edebilmeleri için, hızlı yapılma gerekliliği, 

  • büyük açıklıkları uygun kesitli ve hafif taşıyıcı sistem bileşenleri ile geçebilme gerekliliği,

  • gelecekte, üretim sistemlerindeki teknolojik gelişmelere paralel olarak işlev eskimeleri sonucunda yapılan yeniliklere ve değişikliklere uyum sağlayacak şekilde büyütülme gerekliliği,

  • ağır çalışma şartları altında hızlı fiziksel eskimelere uğraması,

  • çalışanlar ve üretim sistemi için gerekli konfor koşullarını sağlayabilme gerekliliği,

  • yapısal oluşumlarını ve yapım sistemi seçimini önemli kılan genel özellikleri olarak tespit edilmişlerdir.

Büyük açıklıklı sanayi yapılarının bu özellikleri doğrultusunda, yapısal oluşum sürecinde doğru kararların verilebilmesi için;

 

a)   sanayi yapısının işlevleri ile ilgili,

b)   sanayi yapısını oluşturan yapı öğeleri ve yapım sistemleri ile ilgili,

c)   çevresel veriler ile ilgili faktörlerin incelenmesi ve analiz edilmesi gerekmektedir.

 

Seçimde yapılacak yanlışlar sonucu yapılan yapısal hataların düzeltilmesi zor, maliyeti yüksek bazen de imkansız olabilmektedir.

 

Büyük açıklıklı sanayi yapılarının yapısal oluşumları ile ilgili veri teşkil edebilecek bazı sonuçlara varmak mümkündür;

Büyük açıklıklı sanayi yapılarının yapısal oluşumları, farklı uzmanlık dalları arasında bir grup çalışması gerektirmektedir. Bu grup çalışmasında, sanayi yapısı ile ilgili, aşağıdaki özellikler dikkate alınmalıdır;

  • İşlevler tam ve eksiksiz belirlenmelidir.

  • Kullanıcı özelliklerini tespit edilmelidir.

  • Kullanılacak sabit ve hareketli makineler, ekipmanlar ve bunların yapıya olan yükleri tespit edilmelidir.

  • İşlevden gelen sonuçlar doğrultusunda, ihtiyaç duyulan açıklıkları geçmek için, taşıyıcı sistem seçeneklerinden en uygun ve ucuz olanının seçimi yapılmalıdır.

  • Yapı öğelerinin oluşumlarında bir araya getirilecek yapı bileşenlerinin birbirleri içinde tam bir yapısal uyum sağlanmalı, ayrıca oluşan yapı öğelerinin, yapım sistemi oluşumunda tam bir uyum içinde olmaları sağlanmalıdır.

  • Yapısal oluşum sürecinde seçilecek yapı bileşenlerinin, fonksiyon ihtiyaçlarına, çevresel etkilere (iklim, deprem, rüzgar ), yapısal faktörlere (yangın direnimi, maliyetler, yapım hızı, bakım ve onarımı) ve gelecekteki olası büyümeye optimum derecede uygun olmalıdırlar.

  • Sanayi yapısındaki farklı mekanların kullanım etkinlikleri tespit edilmelidir.

  • Yapının büyük alanlar kaplayan cephelerinin, görsel etki açısından analiz edilerek, farklı mimari formlar, doku ve renkler kullanılmalıdır.

 

Türkiye’de büyük açıklıklı sanayi yapılarının yapısal oluşumlarının, bu sonuçlar bağlamında bazı açılardan yetersiz oldukları, yerinde yapılan incelemelerde  tespit edilmiştir.

 

Bunlardan en önemlileri şunlardır:

 

1 – Yangın çıkışı, yangın algılama ve yangına müdahale konularında, kullanıcıların bilgi yetersizliği ve yapısal eksiklikler (yangın havalıkları, kompartmantasyon yapılmaması, aktif söndürme yöntemlerinin çok zayıf olması vb).

2 –  Yanlış seçilen yapı ürünlerinden dolayı büyük cephe ve çatı alanlarından çok fazla ısı kaybı, sonucunda da büyük enerji kaybı.

3  –   Büyük çatı alanlarında kullanılan çatı kaplama malzemelerinin, taşıyıcı sistem ile oluşan ilişkisinde, seçimde yapılan hatalar sonucu, iklimsel etkiler karşısında görevini yerine getirememesi (su sızıntıları, termal konfor yetersizliği, doğal aydınlatmada yetersizlikler vb.)

2      -  Üretim mekanının zemin döşemesinde, zaman içinde, ağır çalışma şartları sonucunda,  fiziksel bozulmalar ve kopmalar. Bu yapılarda döşeme oluşumları sürecinde, aşınmalara direnimli özel endüstriyel kimyasallar ile kaplamalar, profesyonel uygulamalar ile yapılmalıdır.

5  - Yapısal oluşum aşamasında gelecekteki büyüme olasılıklarının, yanlış tespiti sonucu, yapının bir zaman sonra üretim açısından yetersiz kalabilmekte, çözüm sürecinde büyük yapısal maliyetler ortaya çıkabilmektedir.

6 -  Büyük açıklıklı sanayi yapılarında önemli başka bir sorun da, yeni geliştirilen yapı malzemelerin, iyice tecrübe ve test edilmeden bu yapılarda kullanılması sonucunda zaman içinde yapısal aksaklıkların çıkmasıdır.

Sonuç olarak ülkemizde son yıllarda hızla gelişen sanayi kuruluşları, ihtiyaçları doğrultusunda bir çok büyük açıklıklı sanayi tesisleri inşa etmektedirler. Bu yapıların yapısal oluşumlarında ortaya çıkan yapısal hataların düzeltilmesi sürecinde parasal kayıpların yanında, üretim sisteminin, tamir esnasında durması sonucu büyük ekonomik kayıplar olabilmektedir. Ayrıca batıda gelişmiş ülkelerde bir çok örneği olan, büyük açıklıklı sanayi yapılarında kullanılabilen yapım sistemleri (asma – germe, uzay kafes, kabuklar), teknolojilerinin yeterince bilinmemesi, uygulayıcı yetişmiş elemanların yetersizliği, uluslararası standartlarda ülkemizde üretilememeleri sonucu, Türkiye’ de hiç ya da çok az uygulanabilmektedir.