



HERKESTE BİR O!NDA İKİ
Mekkeli düşmanları yanlarına aldıkları bazı çöl kabileleriyle birlikte
on bin kişilik bir ordu düzüp, Medine üzerine yürürler. Savaşçı
Müslümanların sayısı ancak üç bin kişidir. Şehirde kalıp, savunma
savaşı yapmaya karar verirler. Medine’nin etrafına büyük bir hendek
kazılmaya başlanır. Hz. Muhammed kazılan toprağın hendek dışına
taşınması işinde çalışmaktadır. Görgü tanığı bir arkadaşının
anlatımıyla toz-toprak O’nun göğüs ve karın derisini örtmüş
durumdadır.
Üç gün süren Hendek kazımının en zor tarafı aynı günlerde bütün
şiddetiyle devam eden açlık ve kıtlıktır. Arkadaşları, çalışırken,
açlıktan düşüp bayılmamak için karınlarına taş bağlamışlardır. Bir ara
karşısına dizilirler. Ahirette kendilerinin bu fedakarlıklarına
ÅŸahitlik etmesini isterler… Ve elbiselerini sıyırıp, taÅŸları
gösterirler. O sadece tebessüm eder. Sonra da kendi elbisesini
sıyırır… Hz. Muhammed’in karnında iki taÅŸ birden baÄŸlıdır…
BEN KRAL DEĞİLİM
Ebu Hüreyre ile birlikte, çarşıya alışverişe Çıkmışlardır. Alış verişi
bitirdikten sonra satıcıya tartması İçin para yerine kullanılan gümüş
parçalarını uzatır ve:
–Dikkatli ol, ağırca tart”, der
Şaşırarak hiç bir müşterisinden böyle bir teklif duymadığını söyleyen
satıcıya Ebu Hüreyre karşısındakinin peygamber olduÄŸunu bildirir…
Satıcı derhal Hz. Muhammed’in ellerine kapanarak öpmek ister… O izin
vermez.
-Bunu İranlılar krallarına karşı yaparlar. Ben kral
deÄŸilim, içinizden bir insanım…
Eve dönüş sırasında Ebu Hüreyre yükünü taşımaya yardımcı olmak ister.
Ona da izin vermez
KiÅŸi eÅŸyasını taşıyabiliyorsa sadece kendi taşımalıdır…
ANCAK ALLAH İÇİN
Arkadaşları O yanlarına her girdiğinde hızla ayağa kalmaktadırlar.En
sonunda bir gün dayanamaz.
–İranlıların birbirlerini büyük görerek ayaÄŸa kalktıkları gibi siz de
bana ayağa kalkmayın. Çünkü ben
bir kulun yemek yediÄŸi gibi yemek yiyen, bir kulun oturduÄŸu gibi
oturan bir kulum. Bunun benzeri başka bir olayda ise uyarısına şu
eklemeyi de yapar:
–Hiç kimse için kalkılmaz. Ancak Allah için ayakta durulur.
Bundan sonra arkadaşları O içeri her girdiğinde kendilerini zorla
tutarlar ayaÄŸa kalkmaz, oturmaya devam ederler.
BENDEN GÜZEL KÖLE Mİ OLUR
Mekke fethedilmiÅŸtir… Siyasi ve askeri mücadelesinin zaferle
sonuçladığı bir gün yaşamaktadır, öğle yemeğini ise arkadaşlarıyla
birlikte, sokakta, toprağın üzerine oturarak yemektedir. Bu durumu
garip sayan, zihinsel özürlü bir kadın laf atar:
“Åžuna bakın! Yere oturmuÅŸ bir köle gibi yemek yiyor.” Hz. Muhammed
tebessüm ederek cevap verir:
Benden güzel köle mi olur! Çünkü ben de Allah’ın kölesiyim.
Başka bir defasında eşi Hz. Ayşe rica eder:
“Ne olur baÄŸdaÅŸ kurarak, biraz daha rahat oturarak yemek ye.” Bunun
üzerine alnını yere değdirecek kadar öne eğilir.
Kölenin yediği gibi yerim, kölenin oturduğu gibi otururum, çünkü ben
bir kuldan baÅŸka bir ÅŸey deÄŸilim.
BİR KERE DAHA
Medine’de çıplak bir merkebin sırtında yol almaktadır. ArkadaÅŸlarından
Ebu Hureyre’ye rastlar.
-Seni de merkebe bindireyim mi? diye sorar
- Olur ey Allah’ın Elçisi, deyince:
-”Bin”, der
Ebu Hüreyre sıçrar fakat binmeye güç yetiremeyince Hz. Muhammed’e
tutunmak ister ve ikisi beraber yere yuvarlanırlar. Tekrar merkebin
üzerine binen Hz. Muhammed, Ebu Hureyre’ye:
- “Bir daha dene”, der
Fakat ikinci denemede başarısız olur ve yine beraberce toprağa
yuvarlanırlar. Hz. Muhammed bir kez daha merkebe biner ve en küçük bir
kızgınlık eseri göstermeden, Ebu Hureyre’ye:
–Haydi” der “bir kere daha”…


İlk yorumlardan bir tanesi


Yorum yapabilmek için GİRİŞ yapmalısınız ..






